27 Ocak 2012 Cuma

Paul Desmond - Take Ten 180 Gr LP


Bu sefer ki konuğumuz, benim cidden çok sevdiğim bir saksafon ustası olan Paul Desmond ve hatta Dave Brubeck dinlemeye başlamamdaki en önemli unsur kendisi, Brubeck'in değişmez saksafoncusu idi. Onu dinlemek adına Brubeck dinlemeye başlamış ilk başlarda sonra Brubeck'in tarzını da beğenmiştim.

Paul Desmond 1924 ve 1977 yılları arasında yaşayan caz dünyasındaki önemli alto saksafon ustalarından biridir. Dave Brubeck Quartet ile uzun yıllar çalışmış ve Brubeck ile tanışması 1944 yılındadır. Sanatçı grubun albümlerinde yer almakla birlikte farklı sanatçılarla da ortak pek çok çalışmaya sanat hayatı boyunca imza atmıştır. West Coast Jazz' ın önemli figürlerinden biridir.

Take Ten albümü sanatçının ünlü caz gitar Jim Hall ile yaptığı ve RCA Victor tarafından 1963 yılında yayımlanan çalışmasıdır. Bu albümü ülkemizde CD olarak ya da Speakers Corner 180 Gr baskı LP olarak bulma şansınız var.

Parçalar:

A1 Take Ten 2:59
A2 El Prince 3:20
A3 Alone Together 6:46
A4 Embarcadero 3:56

B1 Theme From "Black Orpheus" 4:07
B2 Nancy 5:58
B3 Samba De Orfeu 4:14
B4 The One I Love (Belongs To Somebody Else) 5:31

Müzisyenler:

Bas – Gene Wright , Gene Cherico (Parça: A2 den B3)
Davul – Connie Kay
Guitar – Jim Hall
Alto Saksafon – Paul Desmond

Albüm Paul Desmond'a özgü melodik saksafon soloların bolca ve yumuşak tarzda duyulduğu bir çalışma, hele birde bunun yanına harika bir caz gitarist olan Jim Hall'ün gitarıda eklenince albüm sizi alıp götürmekte, sımsıcak yumuşacık saf bir caz çalışması, evde, arabada dinleyin ya da dinlenmek, sakinleşmek ya da hayal kurmak için.

Sanatçılar şiirsel bir tarzda çalmaktalar, bestelerde partisyonlar oya gibi işlenmiş ve asla hafif tempoda ve rahat dinlenim dışı bir şeye albüm dönüşmüyor.

Bu albümü aynı zamanda Dave Brubeck severelerde sevecektir tarzlar neredeyse aynı.

Albüme ismini veren Take Ten bir Paul Desmond bestesi ve Brubeck Quartet için bestelediği ünlü Take Five parçasının bir yerde devamı, sanırım Take Five'ı tüm caz severler hatırlar. Albümde bunun dışında sanatçının iki çalışması daha var.

Altta Take Ten..



Öte yandan Latin caz ezgilerine de albümde yer verilmiş, örnek olarak The Theme From Black Orpheus var ki bu albümdeki şekli duyduğum en güzel yorumlardan biri ve Samba De Orpheu diğer bir Latin eser burada da Hall ve Desmond harika paslaşarak parçayı götürmekteler baştan sona.

Altta muhteşem The Theme From Black Orpheus...



Nancy adlı standart çalışma ise tam sevdiğim caz tarzına mükemmel bir örnek, yumuşak, dinlendirici, sıkmayan yormayan sololara sahip bir parça, Desmond şiir gibi çalarken, Hall ardından gitarla destek veriyor.

Altta Nancy..



The Man I Love bu tarza diğer bir örnek parçayı gitarıyla Hall açıyor ve güzel bir saksafon solo ile devam ediliyor yine sıkmayan, anlaşılır ve rahatlatan bir çalışma.

Altta The One I Love..



Albüm günümüzden 49 yıl evvel yayımlanmış olsa da bugün bile zevkle dinlenilebilmekte, hem CD ve hem de LP formatlarındaki kayıtlar da tatminkar.

26 Ocak 2012 Perşembe

Paolo Fresu Quintet - Mélos CD



Bilmem bilenler varmıdır, ama sanırım her sıkı caz sever bilse gerek İtalyan trompet sanatçısı Paolo Fresu'yu, bugüne dek pek çok önemli albüme imza atan sanatçının RCA/BMG'den 2000 yılında yayımlanan albümü Mélos'u bugün sizlere tanıtmak istedim.

1980'lerin ilk yarısından beri caz dünyasında olan sanatçı bana göre çok iyi bir trompet sitiline sahip ve pek çok açıdan tarzını 1950 lerin Miles Davis'ine benzetirim.

Bu albümde de İtalyan cazına güzel örnekler vermekte ve dört parça kendine ait, iki tane Jobim bestesi var, kontrbasçısı Zanchi'ye ait ve piyanisti Cipelli'ye ait eserler var.

Albüm onbeş parçadan oluşmakta ve parçaların süreleri  bir ikisi hariç uzun değil.

Altta albümden Que reste t'il de nos amours...



Albümün ismi Mélos ki bu Yuanaca'da şarkı, şiir anlamında bir sözcük ve tamda bu albüme uyan bir ad bu, çünkü müzisyenler eserleri çok doğal ve basit şekilde yorumlamaktalar, kısa şarkılar solo yapmaya mahal vermemiş ama eserler sanki hiç bitmeden birbirini aralıksız takip eder gibi dinlemeye başlayınca albüm nasıl bitiyor anlayamamaktasınız.

Albüm müthiş bir harmoniye sahip, parçalar ve icracılar arasında müthiş bir ahenk var ve genel olarak insanı stresten uzaklaştıran çok dingin ve yumuşak bir çalışma ve tam bir Paolo Fresu örneği.

Bu arada sanatçı grubunu da albüm içinde çok güzel idare etmekte ve bunu yaparken trompetinin sesi bir şiir gibi kulaklarınıza gelmekte.Aslında bu albüm benim işte tarzım dediğim bir caz çalışması, sıkmayan, yormayan, yumuşak ve lirik.

Aslında anlatmak yeterli değil edinip dinlemeniz gerek, belki Lale Plak ya da Mephisto'da bulabilirsiniz bu albümü.


Altta albümden bir Jobim bestesi Luiza..

 


Parçalar:

 01. De Nos Amours T'il Que Reste (Trenet) - 4:30
02. Melos [variation nine] (Fresu) - 3:04
03. Amelia (Romano) - 2:37
04. On Second Line (Zanchi) - 4:02
05. Killing time (Rava) - 5:12
06. Por Toda Minha Vida (Jobim) - 1:52
07. Summer Solstice (Fresu) - 3:50
08. Luiza (Jobim) - 2:34
09. Change in eight (Cipelli) - 5:58
10. Everything and its opposite (Fresu) - 3:55
11. Lester (Salis) - 3:10
12. So (Arigliano) - 1:57
13. It's almost dawn (Calabrese / De Ponti) - 3:04
14. Variation in six (Zanchi) - 2:04
15. Prayer For Sibylle (Waters) - 4:03

Müzisyenler: 

Paul Fresu (trompet ve flugelhorn)
Tino Quaff (saksafon)
Roberto Cipelli (piyano)
Attilio Zanchi (double bas)
Ettore Fioravanti (davul)

Ve bir Fresu bestesi Cosi..

25 Ocak 2012 Çarşamba

Tamer Temel Quartet - Barcelona CD



Yine bir Türk müzisyen Tamer Temel bu defa konuğumuz ve ilk albümü Barcelona' yı konu edeceğiz.

Öncelikle sanatçının sayfasından aldığım kısa bir tanıtım:

"1975'te İstanbul'da doğan ve İzmir'de büyüyen Tamer Temel, 2005'te Avrupa Caz Festivali kapsamında kazandığı burs ile İtalya'da Siena Masterclass Summer Course'da eğitim gördü, konserlerde çaldı. Çeşitli festivaller ve jazz klüplerde konserler verdi.

Günümüzün en önemli saksofon sanatçılarından biri olan Mark Turner'in workshop'una katıldı ve özel dersler aldı. 2010 yılında kendi adına ilk albümü olan "Barcelona" A.K. Müzikten yayınlandı."



Albüm Tamer Temel Quartet çalışması ve ekip şu şekilde;

Tamer Temel: Tenor Saksafon
Dave Allen: Gitar
Masa Kamaguchi:Akustik Bas
Marc Miralta: Davul

Altta albümden kısa kısa...



Eserler:

1. Suda Balık
2. Bağdat
3. Çapalıkarşı
4. Huzur
5. Kırmızı
6. Laietana
7. Beşer
8. Keman Konçertosu Op. 44 Adagio Üzerine Tema ve Çeşitlemeler
9. Büyük Saat
10. Şimdiki Zaman

Albümde Keman Konçertosu Op. 44 Adagio Üzerine Tema ve Çeşitlemeler hariç tüm bestelere sanatçıya ait.

Tıpkı Yahya Dia gibi ülkemizde özellikle takip ettiğim saksafonistlerden olan sanatçının enstrüman üzerinde hakimiyetine diyecek bir söz zaten yok, bestelere gelirsek, sakin yapıda modern tarzda ama içinde standart cazdan esinlenmeler olan sıkı çalışmalar.

Albüm kaydı cidden kayda değer ve İspanya'da yapılmış, aslında kayıtlar Amerika'da olacakmış ama vize sorunu olunca İspanya'da olmuş, bu ise bence Amerika'nın kaybı, değerli bir müzisyeni yakinen tanıma fırsatını tepmişler..

Altta Suda Balık canlı performans..



Albümü dinlerken saksafonu ayrıca can kulağıyla dinleyin harika bir performans, tüm parçalar güzel ama benim favorilerim Suda Balık, Beşer, Şimdiki Zaman ve Huzur ki cidden huzur vermekte.

Umarım bu albümden sonra Tamer Temel'den devamı gelir ve yeni albümlerini dinleriz, Ak Müzik yapımı olan albümü caz severlere öneririm.

Altta Bağdat canlı performans...

23 Ocak 2012 Pazartesi

Kerem Görsev Trio konserinin ardından...


Geçen Cumartesi gecesi çok güzel bir dinletiye katıldık eşim ile birlikte Kozyatağı Kültür Merkezi’nde. Kerem Görsev Trio harika bir müzik ziyafeti salonu tamamen dolduran biz caz severlere sundu. Sağolsun sanatçımız bizi davet etmişti.

Bu benim Kerem Görsev, Ferit Odman ve Kağan Yıldız’ı ilk kez bir konserde seyredişim oldu, her ne kadar bu üçlünün tüm çalışmalarına sahipsemde, canlı performans her zaman çok farklı ve güzel.

Konser öncesi Ferit Odman ile uzun bir sohbet imkanı bulduk yaptığı albümlerden, LP’si ile ilgili kayıt olaylarından ve gelecek tasarılarından konuştuk. Sağolsun beni ilk kez gördüğü halde hemen tanıdı. Çok samimi , ilgili nazik bir insan, muhteşem müzisyenliğine ek olarak. Hemen yanımda götürdüğüm LP ve CD lerini imzaladı hem de Kerem Görsev’den götürdüğüm iki CD’sine imza aldı.

Konser 20:30’a doğru başladı ve henüz ilk parçada bu üç sanatçının ne denli uyumlu olduklarını hissettim. Yani Kerem Görsev leb derken Kağan Yıldız le diyor Ferit Omdan ise bi diyerek tamamlıyor.  Aralarında müthiş bir senkronizasyon var.

Gözlemlediğim Kerem Görsev çalarken piyano ile bir bütün olarak tamamıyla dışarıyla bağlantısını kesiyor ve bu ise virtüöz olarak piyanoda müthiş hakimiyetine sebep oluyor. Aynı zamanda çalarken Kağan Yıldız veya Ferit Odman ile bakışlarıyla temas kurarak harika bir uyum içinde olayı götürüyor.

Yeri gelmişken Kağan Yıldız’ın kontrbas üzerindeki hakimiyetine hayran oldum demek isterim, bazı parçalarda tek ya da Ferit Odman eşliğinde yaptığı sololar var ki insan dinlerken hiç bitmesin diyor. O da tıpkı Kerem Görsev gibi sololarda kontrbası ile ayrı bir dünyada gibi çalıyor.

Ve Ferit Odman, ülkemizin en geç ve bence en müthiş caz davul ustası, bateride müthiş bir hakimiyeti var. Bu hem kendi solo albümlerinde ve hem de Kerem Görsev trio’da böyle. Konser sırasında muhteşem bateri sololarını dinleme olanağı bulduğum için çok şanslıyım, albümleri evde dinlerken aldığınız hazzın defalarca fazlasını alıyorsunuz, şiir gibi çalıyor.


Konser sırasında Kerem Görsev genelde kendi bestelerini çalmayı tercih ettiğini belirtti ki bu da iyi bir şey çünkü besteleri çok güzel ama istek üzerine bir Amerikan caz standartı çaldı. O parçayıda şu adlı filmin müziğidir ve bestecisi falancadır deyip seyirciye sordu, doğru yanıt Moon River idi ve bir seyirciye bu yanıtı veren imzalı CD sini hediye etti.

Konserde Orange Juice, Diversion gibi albümlerinden bir seçki sundu, annesi için bestesi olan Respect ve babası için olan I Remember Your Face çok etkileyici idi. Ayrıca sonlara doğru Fertit Odman’ın yanına gelip beraber bateri çalması unutulmazdı, ve bateride de bir usta bence kendisi, hoş bir anı olarak çalarken bir bageti kırıldı.

Konser öyle güzel idi ki, sonuna nasıl geldik anlayamadım, saat 22:00 civarı her güzel şeyin olduğu gibi bu güzel konserinde sonu gelmişti.

Konser sırasında verdiği bilgiye göre 2013’te yeni albümü gelecek Alan Broadbent şu an aranjeleri yapmakta bu yedi parçalık albümün, trio olarak New York Filarmoni eşliğinden Amerika’da albüm kaydedilecek. Benim Twiter’dan takip ettiğim kadarıyla yarıdan fazla parçanın aranjesi bitti gibi, kısacası müthiş bir albüm yolda.

Konser sonrası CD imzalama sırasında ise Kerem bey ile tanışma fırsatı buldum ayak üstü biraz konuştuk ve daha uzun bir sohbet için sözleştik, çok kalamadı sonuçta konserdeki performans sonucu ter içindeydi. Yine Ferit Odman ile biraz sohbet ettik beni şapkamdan ötürü hemen tanıyacağını düşünmüş ama ben şapkasız gittim yine de hemen tanıdı ama konser sonrası şapka nerede diye sormadan da edemedi J

Bu arada Kerem Görsen Trio ile Alan Haris 24 Şubat’ta Boruran Sanat evindeler 17 Şubat’ta ise aynı yerde Ferit Odman’ın Autumn In New York albüm tanıtım konseri var aman not edin ve kaçırmayın.

** Fotoğrafları konser sırasında çektim buradaki evet sayıları az ama konseri can kulağıyla dinlemek daha önemli idi benim için...
*** Ne yazık ki Kağan Yıldız ile tanışma fırsatım olamadı artık bir daha ki sefere...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...