14 Temmuz 2011 Perşembe

Randy Crawford/Joe Sample Trio - Natalie Cole ve A Tribute To Miles konserleri ardından



Aslında bu yazı biraz geç bir yazı oldu. Şu açıdan geçen hafta 7 Temmuz’da A Tribute To Miles konseri sonrası önce o konseri ve sonrada bugün Randy Crawford/Joe Sample Trio ve Natalie Cole konserini yazmam gerekirdi ama iş/güç üşengeçlik derken ilk konser yazısını yazamadık. Neyse şimdi her iki aktiviteyi burada beraber irdeleyeceğim.

Öncelikle İKSV’ ye kocaman bir bravo demek gerek çünkü bu yıl harika bir festival programı yapmışlar ve pek çok sanatçıyı caz severler canlı izlemek imkanı buldu ve bulmakta.

Gelelim dün geceye, aslında Randy Crawford ve Joe Sample’ ın bu blokta da konu edilen Feeling Good ve No Regrets adlı albümlerinden sonra bu konseri duyunca nasıl derler konseri iple çeker vaziyetteydim, çünkü her iki albümde mükemmel çalışmalardı.

Neyse saat 21:00’ de başlayacak konser için Harbiye Açık Hava tiyatrosuna 20:30 gibi ulaştık. Vardığımızda seyirci kitlesi de akın akın merkeze gelmekteydi. Bu konserin güzel yanı Randy Crawford ve Joe Sample’dan sonra Natalie Cole’ ün sahne alacak olmasıydı yani bir bilet 2 konser…..

Neyse saat 21:05 gibi önce Joe Sample üçlüsü, piyano, bas ve davuldan oluşan sahne aldı bir dip not basçıda Joe Sample’ın oğlu. O sırada yaklaşık 5500 kişilik tiyatro hınca hınç dolmuştu.

Öncelikle birkaç blues ve caz parça üçlü olarak yorumladılar, kimileri Sample’ın kendi bestesi kimileri ise Standart klasik parçalar. Sample Trio çok sazlara hakim ve parçaları sıkı yorumluyor hepsi çaldıkları alette çok ustalar. Parçaları dinlerken birkaç farklı kamera ile çekim yapılmakta idi gördüğüm kim bilir belki Crawford/Sample konser DVD’ si gelir( Umarım…)

Altta konserden End of the line video görüntüsü için özür karanlıkta cep telefonuyla aldım



Joe Sample seyirci ile çok iyi temas edebilen bir sanatçı bunu dün çok iyi gösterdi ve hepimizi etkisi altına aldı ve biz daha çalınan enstrümantal parçalara doyamamıştık ki Randy Crawford ‘u sahneye davet etti.

Randy Crawford son iki albüm kapağındaki görünmünden çok farklı bayağı bir kilo almış saçlarda kısacık kıvır kıvır sevimli tombiş bir teyze olmuş. Zaten gelir gelmez sahne ortasındaki iskemleye oturarak şarkılara başladı. İlk parça Feeling Good idid ve aman Tanrım o ne ses oturarak okurken diyaframı sıkışık halde olsa da sanki evimde stüdyoda okuduğu şeklini parçanın dinliyordum. Pürüzsüz ve güçlü sesi ve mükemmel yorumu ve yanı sıra sevimliliği ile bizleri fethetti hemen.

Sonrasında önce Feeling Good ve sonra No Regrets albümünden pek çok parça okudu, bunları okurken parçalar içinde doğaçlama yapması seyirciye laf atması kendisini arada ti’ ye alması çok müthişti. O kadar güzel bir performans ve seyirci ile temas vardı ki, 1,5 saat nasıl geçti anlayamadık ve bu süre sonunda bizlere veda zamanı gelmişti. Fakat, öyle hemen bırakmaya onları niyetimiz yoktu inanılmaz bir alkış ve ilk bis 1979 yılından unutulmaz parça Street Life’ ı Randy Crawford’ tan sahne de dinlemekteydik, zaten parça harikadır birde onu okuyanı karşınızda canlı söylerken bulmak anlatılamaz ki hepimiz koptuk sonrasında tekrara veda ama tekrara alkışlarla ısrar bu kez 1984’ten kendi klasiği Almaz ile sahne aldı zaten ilk bis sonrası kahkahalarla kulise gitmişti bu parçada da atada kahkahalarla parçayı okudu bir ara gidip sahnenin sol tarafında taş üstüne oturup parçayı orada sonlandırdı pür neşe. Velhasıl-ı kelam Crawford ve Sample konseri mükemmeldi.

Altta konserde Street Life, vidoe kalitesi için özür...



Onlardan sonra ise Natalie Cole’ü beklemeye başladık, herkes 15 dk’ da başlar diye düşünürken nedendir bilinmez sahneye 40 dk sonra protesto alkışları sonrası çıktı. Fakat bu sebeple gergin ve dik olarak konsere başladı. Tabii sonuç ilk parça sonu konseri ter eden seyirci öbekleri ki bu böyle konser ortasına dek taa ki akıl edip seyirci ile temas kurana dek devam etti. Orkestrası çok iyi sesi çok güçlü parçaları yorum harika ama seyirci ile kopuk olunca büyü bozuluyor işte.

Konserden bir başka video...



Sanırım kendisi de durumu anladı ki konser ortasında bana normal programını değiştirdi gibi geldi çünkü ard arda caz standartları gelmeye başladı ve bu bizleri mutlu etti, arada sözlü temasa da başladı.

Konserde şu an ki albümü Still Unforgetable ve bunun ilki olan Unforgettable’ dan parçalar okudu.

Peggy Lee’den dinlediğimiz Fever’da yorumu inanılmaz güzeldi. Ayrıca babası Nat King Cole ile düet şeklinde okuduğu Walkin' My Baby Back Home ve When I Fall In Love ile performansını tepeler çıkardı hele de yine düet olarak babasıyla dev ekranlardan klip destekli Unforgattable adlı parça ile de en tepeye çıktı.

Altta kötü görüntü kalitesiyle Unforgettable...

Konser sonunda R&;B yıllarında It Will be adlı parça ve kapanışta Neil Diomand’dan bir rock parça ile veda etti, diğer konserden farklı olarak tatsız başlayan konseri bis olmaksızın bitti.

Derseniz ki seneye Cole ile Crawford/Sample yine gelirse ne yaparsın, Crawford ile Sample’ ı kaçırma ama Cole evet güçlü ses büyük sanatçı ama bir kere dinlemek yeter bence, seyirci ile temas odaklı olmayınca olmuyor ne yapayım…..

A Tribute To Miles....

18. İstanbul Caz Festivali’nin öne çıkan ve heyecanla beklenen konserlerinden biri olan A Tribute Miles konseri 7 Temmuz akşamı bekleyenleri ile buluştu. Ölümünün 20. yılında Miles Davis’i anma fikri Marcus Miller’a ait. Konserde bizzat aktardığı gibi Miles Davis’in ölümünün 20. yılı için bir tribute projesi yapmayı düşündüğünde bu projede dahiler olmalı diye düşünmüş ve önce birinci dahi Herbie Hancock’a gitmiş. Hancock’un verdiği tepki ise “O kadar oldu mu?” olmuş ve hemen evet demiş Miller ise vazgeçer diye yanıtı alır almaz telefonu kapıyı vermiş. İzlediğim bu konser ise dünya prömiyeri idi.

Konser sırasında Harbiye Açık Hava’da iğne atsan yere düşmez şeklindeydi , öyle ki merdivenlerde bile seyirci vardı.

Konser esnasında Marcus Miller Miles’ın ruhunu yaşatacak şekilde çalacaklarını ve çalınacak eserin ne olduğuna kulak kabartmanın manası olmadığını söyleyince programı daha rahat şekilde takip etmeye başladım ve sahnedeki sanatçılar da serbest ama dağılmadan programı yaptılar. Zaten Miles Davis ne der; ;” Bak, kargaşa içinde çalmana gerek yok. Bu serbestlik değildir. Serbestliği kontrol altında tutmalısın.”

Marcus Miller arada ayrıca şöyle dedi; “Bu akşama 'A Tribute To Miles' adını vermiş olsak da bu mümkün değil. Tribute geçmişe bakan bir şeydir ve bu Miles için mümkün değil. Hayatı boyunca daima ileriye bakmış ve hepimizi ileriye taşımış birine tribute’ta bulunamayız. Bu yüzden bu akşam dinlediğiniz ve bizim yapmaya çalıştığımız şey Miles’ın ruhuna bir tribute yaratmak ve hayatının bir soundtrack’ini oluşturmak.”

Sahnede Miles Davis’in ikinci rüya ekibinden Wayne Shorter ve Herbie Hancock vardı onlara eşlik edenler ise grubun sözcüsü de olan basta Marcus Miller, davulda Sean Rickman ki hiç falso vermedi ve trompette Sean Jones gerçekten iyiydi. Caz müziğine aldığı iki Miles albümünden sonra yönelen Jones için sanırım böyle bir ithaf konserinde çalmak anlamlı olmalı diye düşündüm

Tüm konser Miles’ın ruhunu yansıtmaya ve çocukluğundan ölümüne dek müziğe bakış açısını yansıtacak doğaçlamalar ile başladı ve –yakalayabildiğim kadarı ile- Tutu ile geçiş, Time After Time ile başlayan bis bölümüne kadar eşsiz bir yolculuk olarak devam etti. Yine yakalayabildiğim So What 2/3 kez çalındı, There Is No Greater Love ama bir bütün olarak harika bir yolculuktu sanatçının ruh verdiği eserleri eski grup arkadaşlarından yine onun 1989’ da sahne aldığı Açık Hava Tiyatrosunda dinlemek.....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...