19 Nisan 2012 Perşembe

Laleli Camii ve Taşhan' a bir gezi...





Laleli Camii, 1760-1763 yılları arasında Osmanlı padişahı III. Mustafa tarafından inşa ettirilmiş ve bulunduğu semte adını vermiş olan bir camidir. Caminin adı 3. Mustafa'nın velisi saydığı Laleli Baba'nın ismini bu ibadethaneye vermesinden gelir.

Cami kompleksi 1783 yılındaki bir yangında tahrip oldu ve kısa bir süre sonra onun tamamlanmasıyla cami yeniden derhal inşa edildi. 1911 yılındaki yangın medreseyi ve onu takip eden yol yapım çalışmaları ise caminin diğer pekçok ek yapılarını tahrip etti. Caminin hamamı yıkılmıştır.

Caminin mimarı Mehmed Tahir Ağa'dır. Ancak dönemin baş mimarı Hacı Ahmed Ağa'nın da inşasına katkısı olmuş olabileceği sanılmaktadır. Cami adını o zamanlar yakınında bulunan (1950'li yıllarda yıkılmış) Laleli Baba türbesinden almıştır.

Rivayet'e göre sağlığına aşırı titiz olan III.Mustafa bir sağlık sorunuyla karşılaşır ve hekimleri çare bulamaz kim beni iyi ederse ona ne isterse vereceğim der bir abdal olan ve hasır bir kulübede yaşayan Laleli baba padişaha seni ben iyi ederim der ama karşılığında yapılmakta olan camiye benim adımı verirsen der. Padişah kabul eder ve cidden Laleli baba onu iyileştirir ve sonucunda camiye Laleli Camii adı verilir.

Burada belirtmek gerek Laleli adı hem Laleli baba ve hem de camii için kullanılan bilinen Lale çiçeği ile alakalı değildir. O devirde mahkumların bileğine takılan demir halkalara Lale denirdi ve Laleli baba da bu halka ile dolaştığından halk ona zamanında Laleli baba demiş isim buradan gelmektedir.

Padişahlar tarafından inşa edilmiş son külliye olan Laleli Külliyesi de camii alanı içinde yer alır. Caminin elemanları bir bodrum üzerindedir. Barok üslupta, kare ve mihrap çıkıntılıdır. Ana kubbe 8 sütuna oturur. Çevresi 6 yarım kubbeden oluşmuştur. Kubbenin dış çapı 12,5 metre ve kubbenin dış yüksekliği ise 24,5 metredir. Caminin hünkar mahfeli solda yer alır. İç avlu 14 sütuna dayalı olup 18 kubbenin altındadır. Caddeden iki kapıyla avluya girilir. Tek şerefeli iki minaresi vardır. Şadırvanı 8 sütunludur. Caddedeki kapı 1950'lerde yol sebebiyle geri çekilmiştir. Caminin girişi merdivenlidir. Sebili bronzdan yapılmıştır. Hamamı yıktırılmış, caddedeki cephesine ek dükkânlar yapılmıştır.Caminin kapısının üst başında(1826/27)tarihli bir yazıt bulunmaktadır.


Caminin yanındaki III.Mustafa Türbesinde padişah III. Mustafa ve oğlu III. Selim'in mezarları bulunur.

Laleli Külliyesi ise 1759 – 1763 yılları arasında Mimar Mehmed Tahir Ağa’ya inşa ettirilmiş bir külliyedir. Sultan III. Mustafa hayatta iken yaptırdığı bu külliye, İstanbul Eminönü ilçe sınırları içinde Laleli semtinde Ordu Caddesi üzerinde bulunur. III. Mustafa bu külliyeyi yaptırırken içine kendisi için bir de türbe yaptırmıştır. Bu türbe Nur’i Osmaniye Türbesinden sonra batı etkilerinin görüldüğü ikinci sultan türbesidir.

Laleli Külliyesi itibariyle Cami (Laleli Camii), imaret, türbe (III. Mustafa Türbesi), sebil, han ve hamamdan ibarettir.

Külliyenin yapımından üç yıl sonra 1766 İstanbul’da meydana gelen büyük depremin ardından külliye ve cami’nin güçlendirilmesi için birtakım çalışmalar yapılmıştır. Öncelikli olarak camiye takviyesi için altındaki çok yüksek tonozlu ve payeli çarşı toprakla doldurularak kapatılmıştır.

Bu sağlamlaştırma amaçlı konulan toprak 1956-1957 yıllarında çarşıdan temizlenerek çarşının onarımı yapılmıştır. Ordu caddesinin genişletilmesi sırasında da caminin sed duvarları yıkılarak geriye çekilmiştir daha sonra da Vakıflar idaresi tarafında 1957 yılında bu duvar yıkılmış ve caminin bodrum ve ön cephesine bir sıra tonozlu dükkânların inşasıyla değişiklikler yapılmıştır.


Bu külliyenin bir parçası olan Taşhan zamanında insanların konakladığı bir yapı olarak yapılmış. Taşhan' ın altında ise eski Bizans su kemerleri muvcut.

Taş Han, 1980’lerin sonuna kadar kereste deposu olarak kullanıldı. Bakımsızlıktan ve ilgisizlikten harabeye dönen handaki dükkanlardan bir kısmını Kemal Ocak, 1987’de satın alınca hem hanın hem de semtin kaderi değişti, çünkü 1991'de sıkı bir restorasyona girişildi.Hanın çatısı ve kubbeleri kurşunla kaplandı.


Yine Taşhan altında yeralan tarihi sarnıç ise restuarant olarak düzenlenerek açıldı. Bin yıllık tarihi sarnıç, Rumca’da dilinde kemerli yapı anlamına gelen "Arkat" adını alarak İstanbul’un en şık ve şaşırtıcı lokantalarından biri olmuş.

Taşhan bugün kentin boğucu kalabalığı ve gürültüsünden kaçabileceğiniz bir ada gibi, içine girer girmez tarihi doku sizi sarıp sarmalamakta, avluda kurulu güzel bir süs havuzuna sahip çay bahçesinde çay içerek dostalarla sohbetin keyfine diyecek olmuyor.

Nasıl giderim derseniz benim gibi Anadolu yakasındaysanız binin Kadıköy'den vapura Eminönü oradan tramvay Laleli'de inin Laleli Camii bahçesine girip arka kapıdan çıkarsanız zaten Taşhan'ı göreceksiniz.



*** Yazıda kullanılan tüm resimler bana aittir. Sadece Arkat restuarant ile ilgili olan internetten alınmıştır.

1 yorum:

  1. EVET...TAŞHAN A GİTTİM..ÇOK GÜZEL...İNSANI AYRI BİR DÜNYAYA ALIP GÖTÜRÜYOR..NEFES ALMAK,DÜŞÜNMEK VE O GÜZELLİĞİ SEYRETMEK HARİKA...

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...