3 Ocak 2026 Cumartesi

Kandace Springs - Indigo LP


Kimi zaman hayatın ve kariyerin akışına tesadüfler yön verir; neredeyse hiçbir müzisyen yoktur ki “doğru zaman, doğru yer” ilkesine az ya da çok borçlu olmasın. Kandace Springs için o an, belki de 2014 yılında, efsanevi, biricik, tarifsiz Prince’in YouTube’da Sam Smith’in “Stay With Me” şarkısını söylediği kaydına denk geldiği andı.

Prince, Springs’in taşıdığı cevheri anında fark ederek onu Purple Rain’in 30. yıl kutlaması için Paisley Park’a davet etti. Ardından gelen beğeni toplayan bir EP ve büyüleyici televizyon performanslarından sonra Kandace Springs, “dikkatle takip edilmesi gereken isim” olarak işaretlenmişti bile. Bu işaret, 2016’da yayımlanan ilk albümü Soul Eyes ile meyvelerini vermeye başladı. Olgunluğuyla şaşırtan bir vokal ve türler arasında ustalıkla dolaşan bir müzikal kulakla donatılmış bu albüm, Prince’in (ve daha birçoklarının) onda gördüğü potansiyelin gerçekleşmeye başladığını gösteriyordu.


Aradan iki yıl geçtiğinde Springs, büyük ölçüde Karriem Riggins’in rehberliği ve prodüktörlüğünde şekillenen ikinci albümü Indigo ile dinleyicinin karşısına çıktı. Riggins, organik dokularla bezeli zengin bir ses dünyası kurarken, yer yer dijital ritimlerin modern vurgularını da ustalıkla harmanlayarak iş birliğinin ne kadar isabetli olduğunu kanıtlıyor.

Ne var ki albüm boyunca hiçbir unsur, asıl cazibeyi gölgeleyemiyor: Springs’in zahmetsiz, gümüş gibi parlayan vokalleri. İster soul’a göz kırpan bir parça, ister pop tınıları taşıyan bir durak, ister düpedüz bir caz baladı olsun, sesinin billur niteliği tüm berraklığıyla kendini hissettiriyor. O, sahiden de göz ardı edilemeyecek bir vokal gücü.


Albümdeki on üç parça, çoğu vokal albümünden çok daha geniş bir müzikal alanı kapsıyor. Parçaların büyük bölümü özgün eserlerden oluşurken, araya yer yer seçmece yorumlar da serpiştirilmiş. Dünyanın “The First Time Ever I Saw Your Face”in bir başka versiyonuna ihtiyacı var mı tartışılır; ancak Springs bu parçayı öylesine içten, öylesine kaynak malzemeye duyduğu sevgiyle söylüyor ki, bu soru neredeyse anlamsızlaşıyor.

Albümün bir başka noktasında Springs, “Piece of Me” ile Sade’nin topraklarına cesurca adım atıyor. Gerek müzikal, gerek vokal açıdan Sade’nin o eşsiz dünyasını andıran bir iş çıkarmasına rağmen, eser yine de Springs’in kendi ses gücü ve Sade’ye duyduğu hayranlık sayesinde başarıya ulaşıyor.

Albümün zirve noktası ise hiç kuşkusuz “Fix Me”. Melankolik piyano çizgilerine eşlik eden hafif arka ritimler, büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. Üstüne bir de Prince’e yapılan zarif sözsel göndermeler eklenince ortaya direnmesi zor bir karışım çıkıyor. Ancak bu, albümün geri kalanının gölgede kaldığı anlamına gelmiyor; aksine albümün güzelliği, parçadan parçaya yapılan zarif üslup değişimlerinde yatıyor. Bu değişimler devrimsel ölçekte olmasa da Springs’e hâkimiyetini korurken ufkunu genişletme imkânı tanıyor.


6 8” adlı parça, sade ve hafif sözlerle başlayan ince yapılı bir eserken, eklenen bas çizgileriyle Erykah Badu ve Georgia Anne Muldrow’un ortak üretimlerini andıran bir düşünceli hava kazanıyor.

Black Orchid” ise dökülen gitar melodisi, kırılgan flüt dokunuşları ve zarif bir dramatik hissiyatla öne çıkıyor.
Unsophisticated” ise adının aksine oldukça rafine: Springs’in büyüleyici vokalleri, Roy Hargrove’un enfes, sükûnetli trompetiyle buluşarak müthiş bir ikili yaratıyor.


Albümün sonlarına doğru bir başka göz alıcı parça bizi karşılıyor: “Love Sucks.”

Amy Winehouse tarzı bir Bond temasını andıran eser, Springs’in kendine yönelik acımasız bir iç döküşünü içeriyor—yeni aşka kapılmanın karşısında duyduğu çaresizliği açıkça lanetlediği dizelerle…

“You play the game so very well /
Seems to me it’s a fairy tale /
I swear that I’m done /
Then love calls and I run /
Somebody help me, I can’t save myself.”

Albümün gerçek yıldızı ise kuşkusuz Springs’in sesinin ta kendisi. Her adımda bir huzur veren, her tarz dönüşümünde pürüzsüzce yol alan bu vokal, albüme bütüncül bir karakter kazandırıyor. Tarzlar arasında yaptığı küçük, zarif geçişler sayesinde albüm hem bütünlük hem çeşitlilik sunuyor.


Artık “takip edilmesi gereken” bir isim olmaktan çıkan Kandace Springs, bugün gönül rahatlığıyla güvenilebilecek bir sanatçı.

Öne Çıkan Parçalar: Black Orchid | Breakdown | Fix Me | Love Sucks

Her odyofilin kolleksiyonunda olması gerekli bir ses ve albüm...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...